Tuesday, November 26, 2013

Meclis’teki Türban



meclis teki turban 1


Türban bir simge mi? Evet.

Ama bunda yadırganacak bir şey yok.

İfade özgürlüğü sınırlı olan

ülkelerin siyasi hayatı, dolaylı

simgeler üzerine kuruludur.

O yüzden badem bıyık da

simgedir, pos bıyık da...

Tespih de parka da...

Ben de üniversitede hiç sakal

bıyık sevmediğim halde, sırf

hocalarıma yasaklandı diye,

“simge” niyetine yıllarca bıyıklı gezdim.

Yasak kalkana kadar da kesmedim.

Simgelerden korkmam.

Sorun, türbanın simge olması değil.

***

Türban özgürleştirir mi?

Bence hayır!

Hatta -kadınların

önemli bölümünün ancak

türbanla sokağa çıkabildiği

gerçeğine rağmen- tersine inananlardanım.

Yine de ben öyle düşünüyorum diye,

üniversiteye, Meclis’e “Türbanlılar giremez” tabelası

asılması da demokratik değil(di).

Türban, -bizim için- özgürlük

anlamına gelmese de türban

takma tercihi, özgürlükler kapsamındadır.

Toplumda türbanlılar varsa,

onların üniversiteye girmesi,

temsilcilerinin Meclis’te olması

da beni rahatsız etmiyor.

Sorun, türbanın Meclis’e girmesi de değil...

***

Sorun, düne kadar “Türban

yasaktır” tabelasının yarattığı

mağduriyeti kullanarak

iktidar olanların, bugün hâlâ

o mağduriyetten medet umması...

Seçim öncesi hâlâ örtü meselesini kullanması...

Sorun, “özgürleşme” adı

altında türbana kapı açanların, kamuya, okula, ekrana,

Meclis’e, “Dekolte yasaktır”,

“Mini etek yasaktır” “Kolsuz bluz yasaktır” tabelaları asması...

Dertlerinin özgürleştirme olmaması... Kafalarının, “Nihayet

yasaklama sırası bize geldi” diye çalışması...

***

Dün türbanla Meclis’e gelen

kadın vekiller, kadın hakları için mücadele

veren isimler olsa, sırförtünme tercihleri

nedeniyle Meclis’e giremeseler ve türbanı

tercih hakları kabul ederek vekilliği reddetseler,

kamuoyunda bu konu bambaşka algılanırdı.

Oysa bugün adlarını sadece

türbanlarıyla duyuyoruz.

Erkeklerin verdiği izne göre

başını örtüp açan bir hareketin,

özgürlük getirmesi mümkün

mü?

***

Meclis’te Şafak Pavey’e

pantolon giydirilmezken,

Kamuda kadına kolsuz bluz

yasaklanırken, Okullarda, statlarda

inatla kızların etek boyuyla

uğraşılırken, Eşin türbanlı olması,

kamuda terfinin koşulu haline getirilirken,

Ekranda bir kadın sunucu,

“dekolteli” diye Bakan emriyle

kovulurken, üniversitede,

kamuda, Meclis Genel

Kurulu’nda türbanı serbest

bırakırsanız, bunun adı “açılım”

olmaz, “kapanma” olur.

“Devlet, kimin ne giydiğine

karışmaz” denilse, isteyen

istediğini giyebilse, “demokrasi

paketi”, tüm kıyafet

kısıtlamalarını bertaraf etse,

Meclis’te de, kamuoyunda

da bir uzlaşma sağlanabilirdi belki...

Ama dekolteye saldırırken türbanı kollarsanız,

Tıpkı “klavyelere özgürlük”

derken, o klavyeyi kullananları

içeri tıktığınız gibi,

Tıpkı milli andı kaldırırken,

din derslerini zorunlu kıldığınız gibi,

Tıpkı “Devlet ibadete

karışamaz” derken cemevlerini

tanımadığınız gibi, Tıpkı pakette “Toplanma

özgürlüğü haktır” derken,

toplanmayı suç haline getirdiğiniz gibi,

İnandırıcı olmazsınız. Tersine, özgürlüğü sırf

kendine yontan ikiyüzlülüğünüz

ve “öteki”ni baskı altında tutan

tahakkümcülüğünüz ortaya çıkar.

***

CHP, seçim hesapları

yüzünden politika

belirleyememiş olabilir ama

şu son hamle, toplumun

üzerine uzun süredir örtülmeye

çalışılan o koca “örtü”nün

Meclis’e de serilmesidir.

Alternatifi, kişisel tercihlerden

devletin elini çekmesini

sağlayacak “topyekûn bir

özgürlük” fikridir.

Can Dündar

Cumhuriyet

No comments:

Post a Comment